Türlerin Kökenine Farklı Bir Bakış

Türlerin Kökenine Farklı Bir Bakış

İnsanlık tarihi boyunca, insanın aklında iki soru sürekli yer etmiştir. Bugün dahi bu iki soru hepimizin zihninde hatrı sayılır bir yer almaktadır. Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? İşte bu iki soru hep başlangıç olarak yer almış, insanın kendini ve etrafını tanıma hikayesinde. Aşık Veysel “İki Kapılı Bir Han” olarak anlatmış yaşam denen olguyu. Peki bu hanın kapıları nereye açılıyor ? Asıl sorumuz bu değil miydi?

Bugünden 160 sene Charles Darwin 25 yıllık bir çalışmanın sonucu olarak “Türlerin Kökeni” orjinal adıyla “Origin of Species” i insanlığa armağan etti. Bu çalışmanın 5-6 yıllık periyodu dünyayı gezerek örnekler toplamakla ve kalan süre ise bu örnekleri incelemekle tamamlanmış. 180 sene önce 5-6 senelik bir süre boyunca seyahat etmek bile tek başına bir başarı olarak sayılır diye düşünüyorum.

Bu yazıda “Türlerin Kökeni” ne anlatıyor kısmına çok fazla değinmek istemiyorum. Kaldı ki bu haddim olan bir davranış biçimi olmazdı. Ancak iki noktaya özellikle değinmek zorunluluğunu hissediyorum.

Bunlardan ilki hiç şüphesiz “Doğal Seçilim” ilkesidir. Doğal seçilim modern bilim açısından ne kadar önemli ise yaşadığımız hayatı anlamak açısından da o kadar öenmlidir. Ufkumuzu biraz daha genişletecek olursak eğer bu ilke; formüllere ulaşmadan, genel hatlarıyla bize tüm evreni anlatabilir. Benim fikrime göre doğal seçilimi bir formül haline dnüştürebilirsek, Hawking’in bahsettiği evrenin genel formülüne ulaşmış oluruz.

Doğal seçilimle ilgili asıl önemli gördüğüm nokta şudur; Charles Darwin kitabında bu ilkeyi son derece alçak gönüllü, mütevazi ve sade bir dille anlatmış k, başınızı kaldırıp bir an için etrafınızı seyrettiğiniz zaman kitapta anlatılan hemen hemen her şeyi görebiliyorsunuz.

İkinci olarak değinmek istediğim nokta kitabın III. Bölümğnde yer alan “Varoluş Mücadelesi” bölümüdür. Sadece bu bölümü okumak bile modern insanın hayat karşısında ne denli hazırlıksız ve çaresiz olduğunu gözler önüne seriyor. Dahası eylemlerimizin, hayat tarzlarımızın, zevklerimizin, kavgalarımızın, sosyal olma ihtiyacımızın, inançlarımızın aslında var olma mücadelesinin bir sonucu olarak oluştuğunu görme imkanına sahip olabilirsiniz. Bu kavramların bize air şeyler olduğunu düşünürken gerçekle yüzleşmek inanın “İNSAN” olmaya bir adım daha yaklaşmaktır.

“Türlerin Kökeni” – “Var Oluş Mücadelesi” bölümünden bir alıntı ile bitirelim.

“Yapabileceğimiz tek şey; her organik varlığın geometrik bir oranda çoğalmak için çabaladığını; ömrünün bir döneminde, yılın bir mevsiminde, her nesilde veya aralıklı olarak yaşam mücadelesi vermek ve büyük yıkımlara katlanmak zorunda olduğunu aklımızdan hiç çıkarmamaktır. Bu mücadele üzerine kafa yorarken; doğada ki savaşın aralıksız olmadığına, hiç korku yaşanmadığına, ölümün çoğunlukla çabuk olduğuna ve de dinç, sağlıklı ve mutlu olanların sağ kalıp çoğalacağına dair tam bir inançla avunabiliriz”

Bir Hatırlatma: Darwin ülkemizde eğitim sisteminde yer almıyor artık. Dolayısıyla yeni nesiller bu mücadeleden habersiz inançlı avunanlar olarak büyüyecekler. Lütfen okuyun ve yeni nesillere anlatın onlar da okusunlar.

Bir cevap yazın

KAPAT